Kayıtlar

2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Nefes 2.Bölüm (Arkası Yarın Roman)

Resim
Artık onunla canı çıkmadan birkaç saniye önce bile olsa duygusal bir bağ kurmak istiyordu. Bu gereksinim, ölüm hastalarına refakat eden hasta bakıcıları için gelenek benzeri şeydi. Belki işini doğru yapmanın diyetlerinden biriydi. Belki İnsansı bir ihtiyaç, kader benzerliği korkusundan dolayı… Belki de bilinmez bir yaşamın öncesini bu kadar yoğun takip eden beşerlerin her defasında aynı meraka kapılıp, kendi başına geleceklerinin bir provasını yapmak konusunda yardımcı olabilecek bütün tecrübeyi sindirmek amacı ile bir ön hazırlık deneyimiydi. Belki de hepsi bu tür belalı acıları izlemeye müptela olup, ölüme götüren olay örgülerini bir uyuşturucu bağımlısı gibi damarlarına, zihinlerinden enjekte ediyorlardı. Ah şu ince adam! Bu hasta bir muammaydı, tecrübesinden mütevellit karşılaştığı her hastasından farklıydı! Korkunç sırları vardı. Bundan ölesiye emindi. Ah şu duvarların dili olsa. O;
acısını kusma konusunda herhangi bir baskı duymadan insan evladının duyabileceği en ağır namelerde…

Nefes 1.Bölüm (Arkası Yarın Roman)

Resim
HASTA ADAM


Çığlıklar artmıştı! Hırıltılarının kasvetli girdabına çirkin inlemelerini kusan hasta, rezil karışımına artık acı çığlıklarını da ekliyordu! Bu fevkalade acı sesler, ölümlü algılarda acı, korku ve kederli ölümden başka bir şey çağrıştırmıyordu. O halde diğer seslerin derdi neydi? Her ses ya Azrail’e saygıdan sus pus olmuş ya da ırzlarına geçen hasta adamın sesleri ile üzgün bir metanete bürünmüş gibilerdi. Acı çığlıklardan başka her ses sessizdi. Karanlık mezara uzanan, kırılmaya elverişli, kırmaya hevesli, ince bir tel kadar zayıf ve kısıtlı yolun hoş türküleri olabilir miydi bu gitgide acılaşan sesler? Ya da ahret âlemi bizle kurduğu tek bağını acı sayesinde mi sağlıyordu? Ah şu an kopan o acı nağme yok mu? Hangi ses işçisinin hangi acı ile hangi organın, hangi hastalık mikrobu ile ortaklığından doğmuştu? Oysa kadın sadece, ağlama, gülme ya da az biraz da hasta bakıcılığından tecrübe ederek tanımladığı acı namelerini bilirdi bu güne kadar. Ama bu sesi, kalbin, nefesin, mid…

"Arkası Yarın Roman" Devam

Selamlar, yoğun bir dönemin ardından arkası yarın roman formatına devam ediyorum! Blogdan uzak kaldığım
dönem boyunca karmaşa halindeki arkası yarın roman bölümleri bayağı incelenmiş ve "devamı nerede" merak edilmiş.
Sadece "Şaşkın Adamın Günlüğü" ve " Nefes" romanı ile devam edeceğiz. Nefes romanı yayına hazırlandığından artık taslak halinde değil de yayına hazır okunabilir vaziyette paylaşılacak. Herkese iyi okumalar!

H.Hüseyin Ütün

Şaşkın Adamın Günlüğü -14.Bölüm

Resim
Öğlen yemeği teklifini somurtkanca selamlayarak ret etti. Ömer’in onu dışlamak istediğini düşünüyordu. Şimdi ise küçük bir çocuk gibi alıngandı. Ve bu sosyal ataklarını şimdilik duraklatmıştı! Akşama kadar sessizce, kimseye danışmadan, dokunmadan, sohbet etmeden mesaisini bitirmişti. Eve dönerken otobüste kendi ile delice uğraşıyordu. Her on saniyede,  yaş bir ağaç gibi bükülen belini ve omuzlarını dikleştiriyor, daha önce hiç farkında olmadığı bu durum için geçmişini sorguluyordu. Dik bir beli, neden eğer ki insan? Ah şu kör olası utangaçlık ve eziklik duygusu… saçlarını tarayıp jölelediği için, sakallarını düzelttiği için kendini halen yargılıyordu. Boşalan bir koltuğa susuz bir bedevi gibi atılmıştı. Yanında oturan genç ve yakışıklı delikanlıyı çaktırmadan izledi. Ne kadar mahmur bir duruşu vardı. gür ve sağa doğru taranmış siyah saçlarından tutunda incecik boynunun etrafından nazik bir ceviz dalı gibi süzülen uzun omuzlarına oturmuş parkanın ince bele bağlanmış kuşağının saçaklı …

ŞEREFLİ BEN

"ŞEREFLİ BEN"

Kim o densiz, kim ölmekten bahseden?
Sözleriniz çok ağır efendim, lütfen susun!
O itilmiş biz olamayız, bir nedenden dünyadan göçen.
Şerefli varlıklarız biz, yarattığı onun.
Ama bekle! Ya yaşlılığım! Dirhem dirhem soyulan narin etim,
Günden güne sönüyor gözümün feri.
Hep bir yanımdan akıyor övgüye doyamadığım gençliğim.
Evet, öyleyiz değil mi efendim? Ne bir melek, ne de bir peri.
Günü gelince kurtlar tarafından kemirilen,
İşe yaramaz, tiksinç, güzelliği artık dakika dakika soyulan bir beden
Gömerek ret ettiği insanlığın,
Ruhsuz, kokuşmuş bir et parçası ışıldatmadığı güneşin ve ayın.
Yaşıyor muyum peki şu an? Bu da ne böyle?
Bir tiksinçlik, bir koku var şimdi bende.
Koklama sağımı solumu geri dur,
Bu leş hiçte değil bedenimde.
Bir kalleşlik hali,
Bir kibirlilik,
Bir gaflet, kokusu leşten hallice!
Ölü daha iyi yaşayandan arınmış ise bu hislerinden kupkuru halinde bile.
Eğer dediğim müşkülpesent hal üzerimizde ise,
Kavgacı, düzenbaz, içten paz…

Kaos

Bir geceleyin geliverdi. Aslında elinde ekmek yoktu! Umurunda değildi karnımı doyurmak, gözünden düşen bir aç değil, sevgiydi. Aslına bakarsan karnım toktu! Hayallerimin kişisinden duyulmayan sözcükler, kulaklarımı tırmalıyordu. Bir güzellik karşımdaydı ve artık dokunulmuyordu! Dokunulmayan bir sevgi neye yarardı? Öyle deme! Aslında o daha sevgiliydi şu an. Dokunmanın alışkanlığı ve kolay elde edilebilirliği uzaklaştığında kalpten, bir his hasıl oluyormuş imkansızlıktan doğan. Tıpkı uçmak gibi bir şey... Kanatlandığında sen, süzülsen gökyüzüne, yükseğe ve yükseğe, uzaklaşırdın mülkünden. Ve yer özlemi duyardın. Toprağı koklamak isterdin. Hatta gidebilsen yıldızlara, o mülkün aşkıyla çatlardın da dayanamazdın bir dakika. Basma özlemi uçmaktan, uçma isteği basmaktan yüceliyordu.
Tüm heybeti ile kalbimi eziyordu adımlarken! Her adım sonsuzlukta devam eden tokat, o hınçlı bakış yarası kanayan yarasız adam. Bir ordu hücum ediyor boğazıma, hedefi kalp olan. bir şey takılıyor orda bir histen…

Nefes 12. Bölüm

Resim
Odasının kapısını açıp hemen telefona doğru yöneldi. Numarayı çevirip heyecanla telefonun cevaplanacağı anı beklemeye koyuldu. Telefonu açan kocası idi. Ona olanları ve hastasının ne denli sona yaklaştığını anlatmaya başladı. Oğlunu uyandırmasını istedi. Onunla derhal ne olursa olsun şu an konuşmak istediğini belirtti. Ergenlik çağlarındaki evladının sesini gece yarısı duyduğu için mutluydu. İçeride yatan bitkin adam kendi kanından olmadığı içinde mutluydu. Artık ciddi bir uykuya ihtiyacı olduğunu kararmaya başlayan gözlerinden hissedip, usulca uzandı çarşafına, kötü şeyler düşünmemeye çalışıyordu. Gece yarısı hiç bir ses duymamıştı. Hasta adam, inlememişti, çığlık atmamıştı. Bu iyiye işaretti, çünkü hasta ya iyi bir gece geçirmişti ya da geceleyin sessizce acılarından sıyrılıp, ölüme el vermişti. Kadın bu insafsız düşüncesi yüzünden kendinden oldukça utandı ve içinden dua etmeye başladı. “Allah’ım lütfen ölmesin iyileşsin bu gariban, Allah’ım lütfen ölmesin iyileşsin bu yavrucak ” diy…

"Kartiezin" Kısa Hikayeler

Resim
Selamlar,
7 Eylül tarihli çekilişi 5 Eylül'de yaparak bu işlerde ne kadar şaşkın ve deneyimsiz olduğumu kanıtlamış oldum! Öte yandan sizde bilirsiniz ki; yazmak işin yarısıdır, okutmak ise diğer yarısı. Yazdıklarınızı okutamadıktan sonra bence yazmanın bir değeri yoktur. Bazı marjinal kişilikler benim bu söylemimi oldukça basit bulurlar. Geçenlerde bir davette marjinal diyebileceğim yazar kişilik, benim bu sözümü oldukça yavan bulup beni eleştirmişti. Onun için sadece kendi yazılarından kendisinin tatmin olması yeterliydi ve beni popülist düşünceler içinde olduğum için suçluyordu.
Ona ne kadar yazı biriktirdiğini sorduğumda ise aldığım cevap bir yazar kişi için intihar niteliğindeydi? "Beş senedir tek kelime yazmadım." Tabii ki yazmassın, çünkü eleştirilerle beslenmemişsin" dedim bende ona. Yine de beni haksız bulmaya devam etti dostlar.
İşin özü, blog şu an daha kalabalık ve bende daha sosyalim ve yazı maratonuna yeniden başlıyorum. Bugün size pekde geçmişe dayanma…

Şaşkın Adamnın Günlüğü 13

Resim
Yalnız olmaktan bir anlamda mutluydu. Ellerinde ki torbalar erzaklarla doluydu ve kendi evine kendi isteğine göre özgürce alış veriş yapabilmek içinde yüksek bir mutluluk yaratıyordu. Aslında bu yaşına kadar kalbini tam anlamı ile dolduran doğru düzgün bir haz yaşadığı söylenemezdi. Ama o aptal beynine sok” der gibi; sanki farkında olmadan kendine derin bilinç mağaralarından haykırdığı o ses farkında olmasa da aynıydı! “Kalk” veya “doğum” İnce bıyığı ve sadece çenesinin doldun boğumunu kapsayan yuvarlak sakalı kesmemek için oldukça direnmişti. Ama o değişik yüzü görmeyi de çok istiyordu. Ah şu alışkanlıklar… neredeyse sakalları çıktığından beridir aynı şekilde yüzünde tutuyordu o şekilli kıl topluluğunu. Şimdi ise hiç alışkın olmadığı bir adam vardı karşısında. Berrak suratını beğenmişti. Ne kadar genç olduğunun farkına varmıştı. Yüzüne giden de buydu. Sabah saçlarını sağına doğru biryantinliyerek ondan hiç beklenmedik bir görüntü ile dünyaya ayak basmıştı. Omuzlarını dikerek kendin…

Şaşkın Adamın Günlüğü 12

Resim
İzlediği bir aşk filmiydi. Türlü badireleri atlatan iki sevgili nihayet kavuşabilmişlerdi! Bu işi hiç doya doya yapmamıştı! Film izleme işini… o evde hep bir karmaşa olurdu, bir yandan anası bir yandan ablaları, o kadar baskın karakterdeydiler ki, adam bu yaşına kadar bir kız çocuğu kadar ürkek yetişmişti. Hiç çıkmadığı üniversite evinden, birkaç sıradan dost edinerek ayrılmış, hiç istemediği karamaşa evine dönüvermişti. Ama şimdi, ciddi bir karar ile yanlızlığı seçmişti. Filmdeki gibi bir aşkı hayal etti. Sarışın nazik bir bayan ile, gerçek hayatta kalıbına hiç uyumayacak kadar, cesur, kararlı ve erkekçe bir aşk yaşamıştı. O, bir çiçek gibi açılacak mıydı? Ertesi gün saat on çayında Leyla yanaştı. öğlen bize takılın efendim diyerek tatlı bir meltem ile geçti yanından! Şu an duyduğu aşırı sıkılganlık hali hiç normal değildi. alt tarafı birkaç insan ile hemde iş arkadaşları ile yemek yiyecekti. Ama o şimdi; ölesiye sıkılıyor ve ölesiye utanç duyuyordu. Uzaktan buğz ettiği o sıradan i…

Nefes 8

Resim
“ Efendim nasuh bir tövbe yeterli olur bazen. Eğer Allah istemezse pişmanlığı akla bile getirmez. Siz gönüllü olarak cehenneme, bir bakıma nefsiniz ile alay ediyor, şeytana galebe çalıyorsunuz. “  “ Öylemi diyorsun hemşire? Komik söylüyorsun. Laf ah tutmaz serin dilde. Umutla bakıyorsun demek ateşli geleceğe. Gördüğün gibi kemikler ve etlerden oluşan insanım ben. Başka hiçbir şey değil. Günahlarımı bilmeden, yaklaşma yanıma af muhabbetlerin ilen. Zaten tecrübeliyim ben ilahi afların sınırlarını bilme konusunda. Gördüğün gibide boylu boyunca uzanıyorum erimiş gençliğimle lanetli yatağımda. “ “ İnanmadığınız kadarsınız o zaman “ “ Benim İnanmadığım her şey bu yatakta indi hastalık adı ile üzerime. ( İncecik kaşlarını çatarak anlamlandıramayan, pişmanlık dolu bakışlar ile etrafı bir süre süzer )Bu hayatım bir kaç seneden ibaret bir cefa imiş meğerse. Ne diye yaşadım onca eğlenceyi son bulacaksa kısa sürede onu tüketen acılar. Neden eğlencenin yükü hafifte, pişmanlık bu kadar ağır gelir, he…

Şaşkın Adamın Günlüğü 11

Resim
Yorgun ama garip bir mutlulukla kapıyı açtı. Apartmanın alt katının merdivenlerinden tok tok gelen acil takunya sesleri içinde bir kıpırtı yaratmıştı. O sağ ayağı ile dairesini adımlamıştı. Kapısının usulca kapatırken yöneticinin eşi tezcanlı bedeni ile sağ elini kaldırıp yanına devşirdi. Kıvırcık kızıl saçlı otuzbeşlerinde ama yaşından daha yaşlı gösteren ince dudaklı kadın “ merhaba beyefendi” diye haykırdı. İnce, rahatsız edici bir ses tonu vardı! Adam başını tedirgince salladı, yakınlardan bir insanın ona yanaşmasını yaşam alanına tehdit olarak algılamıştı! “buyrun” dedi. “ apartmanın su borularındaki patlaklar yüzünden tüm boruları baştan aşağıya değiştirdik. Her dairenin payına yüz elli lira düştü. Sizden rica edecektim!” dedi cırtlak kadın. Kaşlarını çatmıyor değildi. hafiften terlememiş de değildi! soracak soruları, söyleyecek sözleri yok değildi. “bir saniye” diyerek kapıyı kapadı ve cüzdanından parayı çıkartıp, kapıyı tekrar aralayıp, sağ eli ile uzattı! Kadın gülümseyere…

Şaşkın Adamın Günlüğü 10

Resim
Ah şu eziklik hissi! Neresinden kusabilirdi bu utanç dolu hislerini? Karnı halen aç iken ofise geri dönmüştü! Masasına oturduğunda içindeki rezil his neredeyse kaybolmuştu. Ciğerlerine çektiği hava bir miktar daha hakkıydı sanki! Artık problemin kendinde olduğunu biliyordu! Bu yüzden kendini düzeltmeden insanların ona karşı olan davranışlarının değişmeyeceğini biliyordu! Bu güzel bir saptamaydı. Bir çok insanın farkındalığında olmadan ölüp gittiği bir şey. Suçu başkalarında arayacak değildi! içindeki sosyal açlığa halen inanamıyordu. Öylesine rutin ve durgun hayatının patlaması gençlikten orta yaşlara geçiş yaptığı bir dönmede patlamıştı işte! İşte; geliyorlar! Ömer’in yüzünde zerre kadar utanç yoktu! Yemeğe çıkmayacağını belirttiği grup ile geri dönmüş, pişkince sırıtıyordu! Adamımıza açıklama yapma gereği bile duymuyordu. “Harika bir özellik” diye geçirdi içinden. O saf duygularına hiç yakışmıyordu ama yaşamak için çok gerekli olan o insansı, sinsi hasletleride çözemiyor değildi! …

The Dark Knight Rises

Resim
Yeni nesil süper kahraman filmleri ile ilgili bahsedebileceğimiz en önemli detay herhalde; gerçeküstü gerçekçilik olacaktır! " Dark Knight" serisi özellikle bu akımın en güçlü temsilcisidir. Seri, bu işi sanatsal boyuta bile taşımıştır. Bruce Wayne karakterinin çatışmaları, "Villian"ların(kötülerin) kendi mantık ve hayal dünyasında filizlenmiş düşünce kalıplarında yarattıkları terörü haklı bulmaları ve aslında kötülerin gözünde birer "süper kötü" görünen kahramanlarımızı da bize sorgulatan bu akım sayesinde "Çizgi Roman" camiasının tamamı artık ergenlik çağından sonrasına hitap eden işler ile doldu. "Joker" in asitte erimeden(Tim Burton, Jack Nicholson'lı versiyon), çocukluk travmaları yüzünden içinde birikmiş öfke ile şehri kaosa itmesi, bir nevi suçlu psikolojilerini yakından izlemek içinde bizim için bir fırsattı!
Artık, The Dark Knight Rises'daki Bane karakterinin muhtemelen Uma Thurman'ın göğsü kafesinin üstündeki düğm…

ŞAŞKIN ADAMIN GÜNLÜĞÜ -9-

Resim
Otobüsten indiğinde sırtından büyük bir yük kalkmıştı sanki! Evine girmişti! Kalesine! Buradan daha güvenli bir yer yoktu onun için. Kimsenin onu yargılayamayacağı kör nokta. Ertesi Gün; bilgisayardan kafasını kaldırdığı her an Ömer’i izliyordu! Yanlış anlaşılmaktan korkuyordu fakat orta yaşlı, yakışıklılıktan çok karizma ve heybet sahibi bu adamı izlemekten kendini alıkoyamıyordu! O kendinden emin tavırlar, tok ses tonu, kadınları her daşm neşelendiren esprili sözler… Öğle vakti bir cesaret bu özgüvenli adamın yanına yanaştı ve sordu “ Öğle yemeğinde sizlere katılmak isterim bugün” dedi. Ne kadar itici göründüğünün farkında değildi. sözcükler, mimikler, jestler, ses tonu… sanki hepsi farklı karakterlerin dinamiğindeydi! Toplama hareketleri dizisi… Ömer simsiyah kaşlarını kurnazca çatarak kısa bir düşünceye daldı ve ceketini sandalyeden çekip” Aslında bizim yemek grubu bugün dağıldı! Benim toplantım var Leyla ve diğerleri ne yapar bilemiyorum” diyerek hızla kapıdan çıktı! Leyla’ya yak…

ŞAŞKIN ADAMIN GÜNLÜĞÜ -8-

Resim
Hesaplarını işlerken, sigorta bilgilerini güncellerken bir yandan da  çözmeye çalışıyordu! Sanki bir sırrı tutmuş, çekip çekiştiriyor, sorguluyor, mana katıyor, dolduruyor ve boşaltıyor gibiydi! Sanki bu hayat abartıldığı kadar zor değildi ve en büyük değişimler küçük bir dikkatin hayatta uygulanması ile gerçekleşebiliyor gibi gelmişti şaşkın adama! Birden içini bir mutluluk hali sardı! Burun kemiğinin üzerindeki hafif çıkıntıya inmiş gözlüğünü her zaman ki gibi sağ elinin orta parmağı ile geri itti! Yüzündeki tebessüm besbelli görünüyordu! Garip bir uzaylı gibi gördüğü şaşkın adama sol kaşını yüklediği tek gözü ile inceleyerek bakan Burcu hanım, çay molasını ertelemek pahasına hayatında varlığı ile yokluğu bir anlam ifade etmeyen adamın yanına yanaşarak sordu; “ Çok neşelisiniz “. Şaşkın adam hiç metanetini bozmadan başını kadına doğru kaldırdı ve kendisinde pek hatırlanmayan tok bir ses tonu ile “Sevincim paylaşılmaya değmez. Ama mutluyum işte hanımefendi” diyerek hesaplarını gözde…

ŞAŞKIN ADAMIN GÜNLÜĞÜ -7-

Resim
Evet, bir sağanak gibi yağıyordu! Kaçınılması imkânsız bir yağmur gibiydi! Bedenin her noktasını vuran nemden farkı yoktu varlığının her zerresine işleyen eziklik hissiyatının. Şimdilik yapacak bir şey yoktu! Evin içinde dönüp duruyordu. Bazı anlar aşırı tepkilerle ortaya çıkan pişmanlık hissine benzeyen kızarmalar ve vücudu içe çekip utangaç ekşi bir ifade ile kendini zuhur eden tepkiler veriyordu. Onca senelik alışkanlığı TV yi yokladı! İşe yarıyor gibiydi. Tv deki dans edip şarkı söyleyen suretler, onu yaşadığı gerçek dışı gerçeklikten oldukça alıkoyuyordu. Bu depresif hal…  Artık Tv nin başından kalkmayı istemiyordu. Hatta bir cep tv si alıp, yollarda da izlemek istiyordu! Gerçek bir ağrı kesici olmalı bu dans eden insanlar! En azından yol telaşını unutturur! Yüz ekşitip, vücudunun içine doğru çekilmelerin manası ne ise, bu deliliğe yakın bir şey olmalıydı! Çünkü şu an bedenini cenin pozisyonuna çekmiş ince battaniyesini nazik elleri ile sıkıyordu! Aklına bir fikir geldi. Rahatlı…

ŞAŞKIN ADAMIN GÜNLÜĞÜ -6-

Resim
Ertesi sabah yine aynı kalıpta uyanmıştı. Aynı bedende, aynı düşünceler, aynı kaygılar ve aynı rutin hareketler ile tıpkı bir önceki sabahları andıran çılgın benzerlikte işyerine varmıştı!
Yoğun hesap işlemlerinin ardından nihayet yemek vakti gelmişti!  Bu sefer hiç şaşmadan yemekhaneye çıkmak istemiyordu. O kalabalık elit grubu oturduğu yerden mika gözlüklerinin ardından çekimserce süzüyordu! Ne kadarda eğleniyorlardı! “Alt tarafı bir yemek işte” diye aklından geçirdi. Kurnazca nitelendirdiği Ömer, kalbinde çarpıntılar yaratan Leyla, Bir hayli kilolu ve yaşına rağmen fazlaca anaç gözüken Burcu hanım, eski Amerikan aktörleri gibi siyah beyaz saçları sürekli sağına doğru taranmış Türker bey ve birkaç kişi daha! Karınlarından gelen sahte veya gerçek olduğu anlaşılamayan kahkahalar ile o hiç yokmuş gibi görmeden dışarıda eğlenceli bol sohbetli bir yemek için şimdi kapıdan ayrılıyorlardı!

Hiç gücüne gitmezdi! Daha önce böyle bir şey yaşamamıştı. İnsanların ona aldırmaması, görmezden gelme…

ŞAŞKIN ADAMIN GÜNLÜĞÜ -5-

Resim
Artık kısıtlanmaktan bıkmıştı! Annesinin ve ablasının onun dünyasını kısıtlayan baskılarından, küçümseyici bakış açılarından! Evet bir insan azmanı değildi! birinin tokadına tokat ile karşılık vermezdi veya üst katlarında tepim tepim tepinen komşularının kapısını çalıp sıkı bir azar patlamazdı! Onun kendine göre bir tarzı vardı! Bu yırtıcı hayat ile bağdaşmayan! Annesinin ve ablasının onu daha iyi bir erkek olabilmesi için zorlamasına dayanamamıştı! En sonunda 30 yaşının ilk haftası eşyalarını toplayıp aynı şehirde uzak bir noktaya yerleşmişti! Yeni bir muhasebe işi yeni bir şirket ve yeni bir ev, yapayalnız özgür bir yaşam… Anahtar sesinin ardından Ebru girmişti! Onu alnından öpüp annesine son bir bakış attı! Bu iki gücün bir araya geldiğinde ne kadar ikna edici olduğunu biliyordu! Bir dehanın kendisini aptal hissetmesine yetecek kadar ikna kabiliyetleri vardı. Ama asla yüceltmeyen… kişinin potansiyelinin altındaki güçlere çeken bir yetenek! S şehri şimdi akşamüzeri yapay ışıkları…

ŞAŞKIN ADAMIN GÜNLÜĞÜ -4-

Kime ne yapacağını söyleyemez! O, kime ne yapacağını söyleyemez! O, bir yalancı! “Bu rezil sözlerde kime” dedi şaşkın adam! Annesi Aybüke hanım koca kalçalarını kaldırıp oğluna doğru koştu. Sarılıp kokladı! Şaşkın adam tebessüm ederek annesinin sırtını sıvazladı ve ileri doğru bir adım atmaya çalıştı! Ama nafile… güçlü sarkık yağlı kolları ile ellili yaşlarındaki kadın oğlunu bırakmadı! Bu sevgi de neyin nesiydi? Oysaki o kadın… dizlerinin hemen altındaki kıvrılmış gri çorapları eteklerini öpen Necla hanım, kart sesi ile “ Aman! Aman girmeyin bu oğul ile ana arasına” diyerek tatlıca sırıttı! Nihayet bırakmıştı! Şaşkın adam kanepeye yorgun bedenini oturtup “ kimin dedikodusunu yapıyorsunuz bakalım” diye sordu. Onu geçiştirdiler. Aybüke hanım oğlunun neler yaptığını sordu! Necla hanım tebessüm ile “günün yeni insanı” nı dinliyordu. Bundan haz duyuyordu fakat ilginç bir hikaye duyamıyordu! Oysa ki oğlu Ayhan’ın zaman zaman ona uğrayıp karısını şikayet ettiği zamanlar ne de eğlenirdi! Şa…

"ŞAŞKIN ADAMIN GÜNLÜĞÜ" -3- ARKASI YARIN ROMAN

Herkes pür dikkat ile onu dinliyordu! İlgi çekmişti fakat bu halden memnun değildi. Leyla hanımın dikkat ile ona bakan gözlerinin de bir anlamı yoktu! Aniden böyle bir yalan uyduruvermişti. Neden böyle yaptığı ile ilgili en ufak bir fikri bile yoktu! Belki de; insan olduğu için utanıyordu. Terlediği için… “ Çantamı istedim ama vermeyeceğini söyledi! Bende ona saldırdım” dedi! Sesi titriyordu! Sanki tüm bedenler gerilerek daha da ona yaklaşmıştı! Çünkü çalınan çantası ile dönen adamın hikayesinin sonunu bir an önce duymak istiyorlardı! “ Daha sonra kapışmaya başladık! Birbirimizi yumrukladık. En son sağlam bir tane patlattıktan sonra çantamı bana fırlatarak koşmaya başladı! Dedi. Son kelimelerini söylediği için rahatlamıştı. Ne olursa olsun bu yalan sona ermişti! Aslına bakarsanız çok yalancı bir adamda değildi! sadece acemi bir yaşayandı! Basit bir terlemeye mana katmak istemişti. Çok terlediği için utanmıştı! “ Gerçekten iyi bir dövüşçü olmalısın! Baksana en ufak bir darp izi bile y…

Yarım Yüzlü Adam Arka Kapak

Resim
ÖMER: Bir zavallı değil mi bu adam? Ne hüzün... Ey acıyarak bakan! Bu aşırı kırılgan duygusallık halinde ne dertler var biliyor musun? Kahroluyorsun işte sevgi ile bile baksa anan baban! En uzaktan geçen laf dolanıyor sanki sırtından sinsi bir yırtıcı gibi ve vuruyor ok arkandan. Çıldıracağım! Bu duvarlar da kapayamıyor artık zihnimi. Değil mi, örtemez artık hiçbir örtü bu mevcutta garip ucubeyi?
KEREM: Ne de hoş yürüyor baksana azalarım! Çiğnediği yer ne şanslı ki, müthiş bir güzellik üstünde tepiniyor. Güzelin hoyratlığı bile tatlıdır çünkü. Güneş bir sanatçı bugün, kapkara da olsa, o güzelin resmini bir kez daha yere çiziyor. Gölgelerdeki sureti bile tatlı. İkiyken bile yokluğunu düşündürüyor. Yalnız bu sert rüzgâr da ne? Besbelli denizden esiyor. Saçları dağıtan bir yaramaz... Dur aklım, bu düşünce ağır. Ama öyle, rüzgâr onu okşuyor. Sarıyor tenini tıpkı âşık gibi! Ey nice helaklara yol açan haşmetli rüzgâr. Yaradanına şikâyet ediyorum seni. Bir zikir ehli, dileniyor, sakın h…

ŞAŞKIN ADAMIN GÜNLÜĞÜ 2 "ARKASI YARIN ROMAN"

Nasıl olduğunu merak ediyordu! Nasıl? Matematiği nedir? Çok mu içlice veya çok mu sert yaşanmalı? Sağ elinin işaret parmağı ile gözlüğünü burun kemiğinin üstüne yerleştirdi! Kendini soyutlanmış gibi hissediyordu! Ait lik hissi yok gibiydi! Ölmek sorun değildi sanki! Bu düşünceler için oldukça gençti! Saçmalayıp durduğunun da farkındaydı! Sadece bu kalabalığı aşıp bir an önce görüşmeye gittiği müşterilerinin ofisine varmayı diliyordu! Ve şimdi asansördeydi. Aynaya bakıp gözlüklerini burun kemiğinin üstüne ittirdi! Siyah saçlarını elleri ile düzleyip yüzünü izledi! Kısa bir toplantıydı. Rakamlar ve rakamlar! İşyerine geri dönmüştü! Çantasını masaya yerleştirdi vebeyaz gömleğini parmakları ile silkeleyerek terini soğutmaya çalıştı! Ömer gülümseyerek sırtına vurdu!” Normalden fazla terliyorsun, seni doğduğunda tuzlamadılar mı?” diyerek sırıttı! Garip bir hal sardı adamı! “ Aslına bakarsan koşmak zorunda kaldım” diye yakındı! Bu tamamen yalandı! Fakat neden böyle bir şey söylediğini o da b…

"YARIM YÜZLÜ ADAM" KİTABIN ARKA KAPAĞINDAN

ÖMER: Bir zavallı değil mi bu adam? Ne hüzün... Ey acıyarak bakan! Bu aşırı kırılgan duygusallık halinde ne dertler var biliyor musun? Kahroluyorsun işte sevgi ile bile baksa anan baban! En uzaktan geçen laf dolanıyor sanki sırtından sinsi bir yırtıcı gibi ve vuruyor ok arkandan. Çıldıracağım! Bu duvarlar da kapayamıyor artık zihnimi. Değil mi, örtemez artık hiçbir örtü bu mevcutta garip ucubeyi?
KEREM: Ne de hoş yürüyor baksana azalarım! Çiğnediği yer ne şanslı ki, müthiş bir güzellik üstünde tepiniyor. Güzelin hoyratlığı bile tatlıdır çünkü. Güneş bir sanatçı bugün, kapkara da olsa, o güzelin resmini bir kez daha yere çiziyor. Gölgelerdeki sureti bile tatlı. İkiyken bile yokluğunu düşündürüyor. Yalnız bu sert rüzgâr da ne? Besbelli denizden esiyor. Saçları dağıtan bir yaramaz... Dur aklım, bu düşünce ağır. Ama öyle, rüzgâr onu okşuyor. Sarıyor tenini tıpkı âşık gibi! Ey nice helaklara yol açan haşmetli rüzgâr. Yaradanına şikâyet ediyorum seni. Bir zikir ehli, dileniyor, sakın ha…

Şaşkın Adamın Günlüğü -1-

Resim
Yine berbat bir sabaha uyanmıştı. Gözlerini ovuşturdu ve penceresinden bakındı. Mahallesindeki hareketli kalabalığa ta kalbinin derinlerinden buğz ederken gıpgri gökyüzüne sertçe bir bakış attı. Oysa güneşli bir bahar sabahıydı! Geceden ütülediği gömleğini ve pantolonunu giyindi. Siyah saçlarını sağa doğru sertçe yatırarak taradı. Yuvarlak mika gözlüklerini burnunun üzerinde rahatça bir pozisyona kavuşturup yola çıktı! Her zamanki kalabalık otobüsüne ite kaka girmeye çalışıyor, bir yandan da sonradan durağa gelen kafasında bellediği insanlara korkakça omuz atıyordu! Akbilini sertçe defalarca bastı. Bir problem vardı. Makine o otomatik robot melodisini çıkartmıyordu. Arkasındaki kalabalığın homurdanmasına bir yandan kızıyor, diğer yandan insanları beklettiği içinde korkunç bir pişmanlık hissediyordu! İşte hiç istemediği bir olay… otobüs şöförü elinden aldığı akbili hafifçe bastırdı ve ukalaca fısıldadı “usulca, nazikçe” “ Halen akbil basmayı öğrenemedim” diye yakındı. Ama o içi…

"ŞEREFLİ BEN"

Kim o densiz, kim ölmekten bahseden?
Sözleriniz çok ağır efendim, lütfen susun!
O itilmiş biz olamayız, bir nedenden dünyadan göçen.
Şerefli varlıklarız biz, yarattığı onun.
Ama bekle! Ya yaşlılığım! Dirhem dirhem soyulan narin etim,
Günden güne sönüyor gözümün feri.
Hep bir yanımdan akıyor övgüye doyamadığım gençliğim.
Evet, öyleyiz değil mi efendim? Ne bir melek, ne de bir peri.
Günü gelince kurtlar tarafından kemirilen,
İşe yaramaz, tiksinç, güzelliği artık dakika dakika soyulan bir beden
Gömerek ret ettiği insanlığın,
Ruhsuz, kokuşmuş bir et parçası ışıldatmadığı güneşin ve ayın.
Yaşıyor muyum peki şu an? Bu da ne böyle?
Bir tiksinçlik, bir koku var şimdi bende.
Koklama sağımı solumu geri dur,
Bu leş hiçte değil bedenimde.
Bir kalleşlik hali,
Bir kibirlilik,
Bir gaflet, kokusu leşten hallice!
Ölü daha iyi yaşayandan arınmış ise bu hislerinden kupkuru halinde bile.
Eğer dediğim müşkülpesent hal üzerimizde ise,
Kavgacı, düzenbaz, içten pazarlılık,
Bir kene kemir…