Şaşkın Adamın Günlüğü -1-

Yine berbat bir sabaha uyanmıştı. Gözlerini ovuşturdu ve penceresinden bakındı. Mahallesindeki hareketli kalabalığa ta kalbinin derinlerinden buğz ederken gıpgri gökyüzüne sertçe bir bakış attı. Oysa güneşli bir bahar sabahıydı! Geceden ütülediği gömleğini ve pantolonunu giyindi. Siyah saçlarını sağa doğru sertçe yatırarak taradı. Yuvarlak mika gözlüklerini burnunun üzerinde rahatça bir pozisyona kavuşturup yola çıktı! Her zamanki kalabalık otobüsüne ite kaka girmeye çalışıyor, bir yandan da sonradan durağa gelen kafasında bellediği insanlara korkakça omuz atıyordu! Akbilini sertçe defalarca bastı. Bir problem vardı. Makine o otomatik robot melodisini çıkartmıyordu. Arkasındaki kalabalığın homurdanmasına bir yandan kızıyor, diğer yandan insanları beklettiği içinde korkunç bir pişmanlık hissediyordu! İşte hiç istemediği bir olay… otobüs şöförü elinden aldığı akbili hafifçe bastırdı ve ukalaca fısıldadı “usulca, nazikçe” “ Halen akbil basmayı öğrenemedim” diye yakındı. Ama o içindeki sinir... tamamen otobüs şöförü ile ilgiliydi. Onu yumruklamak, dersini vermek ve “Nasıl akbil basılacağını biliyorum beyefendi” demek istiyordu! Sakinleşmişti! Elinden geldiğince rahat gördüğü yerleri kapmaya çalışmış, hatta boşalan bir koltuğa yaşlı bir teyzeden önce davranmmıştı. Hakkını yedirmekten nefret ederdi! Nihayet hakkında belli belirsiz düşüncelerde boğulduğu işyerine gelmişti! İçeri bir bakış attı. Sabah ki gri gökyüzüne baktığında oluşan hisler ile aynıydı bu! yo hayır, işte bahar güneşi, leyla hanım çay kupası elinde, uzun eteği ile kendisine gülümseyerek önünden süzülürken, hissettiği bu heyecanı soluk renkler ile tanımlayamazdı! Ona delicesine aşıktı. Ona göre robotik bir kadındı Leyla. Hani o bilindik, kadın zayıflıkları yok gibiydi. Çiçeğe muhtaç olmayan, gezmekten hoşlanmayan, haftasonunu kitap okuyarak harcayan. Sade bir kadın! Leyla’nın 3 metre sol çaprazındaki masasına geçti. Gözlüğünü masaya bıraktı ve saçını kontrol etti! Ne kadar rahatsız ve sıkıcı bir tip olduğunu biliyordu. Ama bir şekil olmalıydı. Yüzünün bir açısı! Leyla’nın aşık olacağı. Dingin bir erkek görüntüsü… şu an ki yapmacık hareketleri üzerinde durmuyordu. Maço bir erkek gibi görünüyordu! “Onu etkilemenin bir yolunu bulmalıyım” diye yakındı. Sıkıcı işine başlamıştı bile. Yine aynı gün, yine aynı hikaye. Son zamanlar hep aynı şeyleri yaşıyordu. Hayalini kurduğu düzene kavuşmuştu ama yine bir şey eksikti! Akşamüzeri; bütün gün yan gözle izlediği Leyla hanıma önünden geçerken gözleri ile selam verdi. İçinde binbir karmaşık his vardı! Mutsuzdu! Kalabalık otobüs macerasından sonra yine evdeydi! Tv de yaşananlar biraz olsun onu rahatlatmıştı! Aşk, korku, heyecan… tv karakterleri herşeyi onun için yaşamıştı! Gözlüğünü komidine koyup! Lambayı kapadı. Şimdi uyumak için, çok hazırdı!

Yorumlar

  1. Bak şimdi ne itiraf edeceğim.

    2 günde 400 sayfalık bir kitabı hızla içerim. Hiç tarz ayırt etmem ama asla ve asla kitabın karakterleri gözümde net bir şekilde canlanmaz.

    Komik değil mi?

    Hep karakterler biraz silik olur.

    Ama nedense Şaşkın adam gözümde o kadar net bir şekilde canlandı ki ben bile şaşırdım.
    Bu tetikleyenin ne olduğunu sorarsan; Gözlükleri derim.

    Şuan kafamda çok net bir Şaşkın adam var.
    Bu benim için çok keyifli...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence; gözlükleri değil! Nacizane kendi fikrim tabii ki! hepimizin içinde olan o "kırılmazlık" ütopyasının sürekli kırılması ile alakalı. Gece yatarken kimse kendini başarısız bir insan olarak hayal etmez. Her düşümüz kendini gerçeğe boyamak için egomuzla nikahlanır durur! Fakat sabah işe giderken sizi azarlayan bir otobüs şöförüne cevap verememek, cilaladığımız düşlerimizi ve egomuzu paramparça eder. Hepimiz bu hayalkırklıklarını hergün yaşadığımız için ortak hayalkırıklıkları paylaşıyoruz. Benim bu karakteri hissetmem bu tecrübelerim ile alakalı :)
      Bu arada bayağı izleyici olmuş, yeni bölümleri yazmak daha eğlenceli olacak. yakında geliyorlar:)

      Sil
  2. Bir diğer sevdiğim şey "Usulca, Nazikçe"

    Bunu yazıp aynama asacağım. Kendim için değil sadece çevremdeki insanların her zaman bu şekilde "Usulca ve Nazikçe" olamayacağını kabul etmek için :)

    Teşekkürler...

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İhtiyar ve Kör

Dante: Kayıp Cennet - Sayfa

Kırık Çiçekler