Nefes 8


“ Efendim nasuh bir tövbe yeterli olur bazen. Eğer Allah istemezse pişmanlığı akla bile getirmez. Siz gönüllü olarak cehenneme, bir bakıma nefsiniz ile alay ediyor, şeytana galebe çalıyorsunuz. “ 
“ Öylemi diyorsun hemşire? Komik söylüyorsun. Laf ah tutmaz serin dilde. Umutla bakıyorsun demek ateşli geleceğe. Gördüğün gibi kemikler ve etlerden oluşan insanım ben. Başka hiçbir şey değil. Günahlarımı bilmeden, yaklaşma yanıma af muhabbetlerin ilen. Zaten tecrübeliyim ben ilahi afların sınırlarını bilme konusunda. Gördüğün gibide boylu boyunca uzanıyorum erimiş gençliğimle lanetli yatağımda. “
“ İnanmadığınız kadarsınız o zaman “
“ Benim İnanmadığım her şey bu yatakta indi hastalık adı ile üzerime. ( İncecik kaşlarını çatarak anlamlandıramayan, pişmanlık dolu bakışlar ile etrafı bir süre süzer )Bu hayatım bir kaç seneden ibaret bir cefa imiş meğerse. Ne diye yaşadım onca eğlenceyi son bulacaksa kısa sürede onu tüketen acılar. Neden eğlencenin yükü hafifte, pişmanlık bu kadar ağır gelir, hepsi birikir insanı kahırlar? Neden eğlence var o zaman eğlenceliği tüketecekse zerre kadar ufak acılar? Kalp bu kadar vefasızda gülmeye neden istekli acıları uzunca sürdürmeye? ” Dedi hırıltılı ıslıklarla hasta.
Hemşire donuk bakışlarından silkelenerek ruhu ile odanın içine tamamen yerleşebilmişti. Bakış açısını devrimsel nitelikte değiştirmişti. Karşısındaki garip adamın teselliden ziyade, bir sohbete ihtiyacı olduğunu anlamıştı. “ Eğlence, acıyı tanımlamak için yaratılmıştır beyefendi. Kahkahalarda, ağlamayı tanımlar, solgun bir sonbahar, pırıltılı bir yaz gününü nasıl tanımlarsa. İkisi de, güneşi alır ardına. Biri onu perdesiz sunar toprak çeksin diye yararlarını çiçeklerin köküne. Diğeri de solgun gümüş bulutlarla örter. Ama buna insafsızlık diyemeyiz elbet. Savunmasızdır toprağın halkı, dirilikle geçirdiği günlerin uykusunda. Bu yüzden sonbaharı suçlayamayız gözümüzde parıldamama konusunda. “
“ Ve ikisi de gözyaşı ile sonuçlanır “
“ efendim?”
“ Yani diyorum ki; Kahkahada, ağlamada, son bulur gözyaşıyla. Sevdim hemşire senin sohbetini. Bari sen yatırma beni ölmeden mezara, öyle değil mi? “
“ Belki de efendim, güç alırsınız benimle olan muhabbetinizden de, kalkarsınız ayağa yaralı duygularınızı silkinerek. “
“ Ve Gülünç bir hata ile son buldu sohbetimiz. Yine üstüne alındı insan, yararların tümünü. Belki de biraz para çekmek için babamın cebinden, çok güzel ve meşakkatli bir iş çevirdiniz. ”
“ Efendi lütfen! Böyle bir amacım yok “

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İhtiyar ve Kör

Dante: Kayıp Cennet - Sayfa

Kalabalıklar İçinde Yalnız Bir Adam (Daha Yayınlanmamış 'Dante' Romanından)