ŞAŞKIN ADAMIN GÜNLÜĞÜ -8-


Hesaplarını işlerken, sigorta bilgilerini güncellerken bir yandan da  çözmeye çalışıyordu! Sanki bir sırrı tutmuş, çekip çekiştiriyor, sorguluyor, mana katıyor, dolduruyor ve boşaltıyor gibiydi! Sanki bu hayat abartıldığı kadar zor değildi ve en büyük değişimler küçük bir dikkatin hayatta uygulanması ile gerçekleşebiliyor gibi gelmişti şaşkın adama! Birden içini bir mutluluk hali sardı! Burun kemiğinin üzerindeki hafif çıkıntıya inmiş gözlüğünü her zaman ki gibi sağ elinin orta parmağı ile geri itti! Yüzündeki tebessüm besbelli görünüyordu! Garip bir uzaylı gibi gördüğü şaşkın adama sol kaşını yüklediği tek gözü ile inceleyerek bakan Burcu hanım, çay molasını ertelemek pahasına hayatında varlığı ile yokluğu bir anlam ifade etmeyen adamın yanına yanaşarak sordu; “ Çok neşelisiniz “. Şaşkın adam hiç metanetini bozmadan başını kadına doğru kaldırdı ve kendisinde pek hatırlanmayan tok bir ses tonu ile “Sevincim paylaşılmaya değmez. Ama mutluyum işte hanımefendi” diyerek hesaplarını gözden geçirmeye devam etti! Kadın anlamsız ifadesi ile uzaklaştı! Adam, halen metanetini bozmuyordu! İşte bu olmalıydı! Bu duruş, o tok ses, panik içinde yapılmayan ağır anlamlı jestler! 
Yarın daha iyi bir insan, daha iyi bir adam olma hırsı ile evine doğru yol alıyordu! Semtine giden otobüsün arka koltuğunda anlamlandıramadığı garip bir hırs ile yollardaki kalabalıkları inceliyordu! Merkezi bir duraktan Hınca hınç bir topluluğun otobüsün boş yerlerine adeta yolunu bulan bir sıvı gibi dağıldığı esnada şaşkın adamın yanına orta yaşlı güzel bir bayan oturdu! Yanına oturan kalkan kişilerin onun için önemi yoktu fakat bu sarışın güzel bayanın adamımıza dönüp duran narin boynu, bir sohbet sinerjisi oluşturuyordu. Camdaki yansımadan kadının bakışlarını süzen şaşkın adam, birdenbire kendi suretinin farkına vardı. Yansımadaki adam, çok farklı bir adamdı! Bakışları ve duruşu kendinden emin yırtıcı biri gibi görünüyordu! Ve açıkça bu hal daha şimdiden kendine bir şeyleri çekmeye başlamıştı! Yansımadaki bu adam kendini aşacak cesareti daha doğuştan taşıyordu! Kadın etkileyici ses tonu ile birden adamımıza seslenmeye başladı  “ Bu otobüs kalabalıkları bütün günün güzelliğine çomak sokuyor değil mi? Sanki tatlı meyvenin ekşi tarafı! “ dedi ve alımlı ifadesi ile tebessüm etti! Şaşkın adam başını tam olarak dönemeden gülümseyerek onayladı! Hafif kafa sallama jestini sanki otobüsün ön taraflarından bir kişiye yapıyormuş gibi görünüyordu! Kalbi küt küt atıyordu! Kelimeleri seçemiyor, ne diyeceğini kestiremiyor, kelimelerin birliğinde doğacak anlamsız ifadeler için zihninde korkunç bir patlama yaşıyordu! Alt tarafı cevap verilmeliydi ama evet mi? Hayır mı? Keyfiniz nasıl mı? Ben otobüsleri severim veya nefret ederim mi? Lütfen benimle çay için mi? Yoksa haklısınız bende aynı şeyleri hissediyorum mu? Cevap neydi? Hani değişik bir adamdı? “ diye içinden yakındı! Uzunca birkaç saniyeden sonra kıpkırmızı bir ten rengi ile “ Eviniz nerede?” diye aptalca sordu. Kadın başını çevirerek ürkekçe çantasını ve ceplerini karıştırmaya başladı. Soru ve cevabı ile ilgilenmediğini ürkekçe anlatmaya çalışıyordu fakat şaşkın adam sorduğu sorunun aptallığının idrakine gitgide daha çok varmaktaydı? Oysaki o sadece son durakta indiği için, çektikleri işkenceyi kıyas yöntemi ile anlatmak istemişti. Ama hoş bayan yanlış anlamıştı! Birden kalkarak arkada ayakta durabileceği bir alanda telefon ile konuşuyordu! Veya kasıtlı bir hareket içindeydi! Adam utançtan kusacaktı. Resmen midesi kalkmıştı işte!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İhtiyar ve Kör

Dante: Kayıp Cennet - Sayfa

Ulu Meyve Ağacı (şiir)