Kayıtlar

Beraber Olabilirdik (Şiir)

Resim
Yakın olabilirdik. Birbirini gece ve gündüzde kovalayan Cömertçe ışıklarını paylaşan Aynı gökyüzünün sakini güneş ve ay gibi. Ve yanyana olabilirdik Muhtevası yüzünden, aynı deryada bir olamayan Fakat okyanusların kenarlarında buluşup Sevişen tatlı ve tuzlu sular gibi Beraber olabilirdik… Hüseyin Ütün http://www.huseyinutun.com/siir/beraber-olabilirdik/

Sevgilim, Mânam Benim!

Resim
Bir süredir ortalıklarda yokum bildiğin gibi. Bu kısa ama gerekli ayrılık günleri bana ne katıyor bilmiyorum. İçimdeki yangının ise söndüğünü söyleyemem. Oysa mesafelerin bu elem verici ateşi söndüreceğini düşünmüştüm; ne budalaca! Evet, yakınlığımızdan ve doğalarımızın aykırılığından kaynaklandığını düşündüğüm acı verici keder uzaklaşmakla çare bulmadı. Bir başka şehrin yağmurları ve rüzgarları da beni teskin edemiyor hayatım. Bu şey durmuyor bir türlü. Sebepsiz acılar çekerek yok ettiğim gençliğimi, şimdi de sana hibe ettiğim gerçeği beni pek fazla yormuyor. Nefes alırken zorlanmak, yaşımdan önce saçlarımın beyazlaması, erkenden seğiren gözler, otobüs duraklarında bile içimi basan hüzün.... Senin hatıralarının dokunduğu mekanlar, duygulardan kaçmakta bir işe yaramıyor. Nede olsa bu ortak gökyüzündeki güneşe ve aya da beraber baktık. Onlardan kaçmak ne mümkün! Beraberken tenimizi okşayıp geçen rüzgarlar; bu kederli dünyayı dönüp dolaşıp her yeni günde tekrar yüzüme vuruyor; hiss...

Ücretsiz e-kitap Formatında Yayınladığım "Delilikten Sonra" İsimli Romanım

Resim
"Delilikten Sonra" ilginç bir konuya sahip. Bir şizofren hastasının iyileşmesi üzerine kurulu bir hikaye. Peki nasıl bir şifa bu? Hangi boyutta ve hangi biçimde. Gerçekliği bir kez kaybettiğinizde, tekrar onu tanımanızı sağlayacak kıstaslar nelerdir? Akıl kendi gerçekliğini kurarak kişiyi kendi içine çekip, kendi benliğinde yaşatabilir mi? Veya gerçek dene şey, ne kadar kusursuz ve kuşatıcıdır? Ücretsiz e-kitap formatında yayınladığım romanımı yeni adresimde bulabilirsiniz. http://www.huseyinutun.com/delilikten-sonra

Edebiyat İçin Yaşamak!

Resim
Blogu taşımaya devam. Artık her şey daha iyi kategorileniyor ve çok daha rahat okunuyor. Hemde site gerçekten çok havalı. İstediğim her sayfada kolayca, gönlüme zihnime göre kurulum yapıyorum. Aşağıdaki linkte ise en önemli sayfa var. Benim romanlarım ve öykülerimin yer alacağı en sevdiğim, en çok özen gösterdiğim sayfa. Adı üstünde zaten; sade ve kullanışlı. Yıkımın tek kelime ile toparlanması gibi! Edebiyat ... Hemen makalelerimi attım fakat halen zayıf. Aklımda yüz binlerce kelime ve cümle var. Doldurmak zor olmayacak. Çünkü hem seviyorum hem nefret ediyorum. Bu iki zıtlık; bu ateş ve su; bedenimi sonsuzlukta ziyan edeceğim acımı yaratan zıt kutuplar. Fakat artık zevk almaya başladım. Beni merak etmeyin. http://www.huseyinutun.com/edebiyat/

Yeni Edebiyat ve Yaşam Blogum - www.huseyinutun.com

Artık blog olayını genişletmenin zamanı gelmişti. Bu yüzden kendi ismimle bir url alarak çalışmalara başladım. Öyle böyle bir blog olmayacak! İçerisinde hem eserlerim, hem arkası yarın romanlarım hemde kişisel yaşantımdan kesitler olacak. Okuyucusu bol bir edebiyat ve yaşam blogu olmasını diliyorum ve beta aşamasında olmasına rağmen linkini sizinle paylaşıyorum. http://www.huseyinutun.com

Dante: Kayıp Cennet - 2 (Fantastik Roman)

Resim
  Şüphe İyidir Yanaşan Amirale dürbününü uzatan Binbaşı “On derece kuzeybatı efendim!” dedi.   Baştonyek güçlü çenesini kasarak iç çekti ve “Nedir bu Binbaşı?” diye sordu. “Bir gemi efendim!” “Şüphesiz.” diyerek tek gözünü Dani’ye dikti. “Özür dilerim efendim, Kraven’ı bilirsiniz?” ‘Kraven… Çıplak ayak Kraven’mı?” “O ayyaş katil mi? Hayır efendim Adalar Katliamını yapan Kraven.” “Bin kişiyi çıplak elleri ile öldüren Kraven mı?” “İşte o. Galen’den savaşa katıldığını duymuştum.” “Beni niye uyandırdığını söyle yüzbaşı.” “O düşündüğümüz Kraven. Gemisinin adına bakın.” Baştonyek iç geçirip alaycı bir ifadeyle dürbününü yeniden kaldırdı. “Kraven Ohayo ve Tayfası… Deniz tanrıları aşkına, tebeşirle yazmışlar.” “Kendime sorduğum şu…” diyerek lafa kaldığı yerden devam edecekti Dani fakat Baştonyek yarıda kesti. “Şunu soruyorsun; O harabe gemi ile bu ıslak cehennemde nasıl canlı kalabilmişler?” “Hayır efendim sorum şuydu; O harabe gemi ile neden...

Rüya Avcısı (Şiir)

Resim
Rüyalarda karşılaşmak umuduyla uyuyorum. Uyuyorum, birbirimizi düşlerde de olsa buluruz diye Uyanıyorum rüyada seni inşa etmek için Güzel, sakin, sessiz bir kasabada Beni sevdiğin bir döşek hazırlıyorum, Kıpkırmızı güller, çay ve mercimek çorbası iki ruh var birde, benliklerini bırakıp sevmeye iştiyak duyan, Birbirlerine rapt olmuş, sarılan iki sarmaşık gibi Hiç ayrılmamak üzere birbirine dolanan. Hüseyin Ütün

Koparılmış Çiçekler (Şiir)

Resim
Yaşamam bile sorunsa sana; bu nasıl ihtiyaç, nasıl sevgi sendeki Mutsuz olmayalım o halde, Evet kansız ve gürültüsüz bitirelim bu işi. Çiçeklerimi kopardığın her zaman Bunun benim aşk anlayışım olmadığını biliyordun Düşünüyorum ki; daha büyük bir şeyler olduğunu biliyorsun Rüzgarlar ve yağmurlar altında sevişmekten, daha yoğun bir şey. Ama son çıkardığın fırtına beni bir hayli üzdü bilmelisin, Küsmek ne kelime, bütün gün lanet edip duruyorum. Sonsuz ikilikte; beni iterek kendine çekmek aman ne marifet Pes ediyorum, sen kazandın. Yaraladın bu sefer gerçekten. Aman ne marifet kör adamı kendine aşık etmek! Ama böyle seviyorsun demek. Sevgilim; son fırtınandan sonra, kalbim paramparça oldu; bilmelisin. Beni iyi bitirdin. Hüseyin Ütün

Ruhların Okyanusu

Resim
Madde alemde gezinip duran ruhlarız. Kendimizden önce nesillerce heba olan et ve çeliği hesaba katmadan, an'ın bize getirdiği ile oyalanır dururuz. Şiddetli gelişim öylesine vahim bir olgu ki onun gerçekten olmadığını söylemek ermiş işi. Yani olaylar gerçekleşir ve önümüze gelir; benliğimiz bu gerçekliği kavramak için öylesine isteklidir ki... Sanki tedbir edecek başka varlık yoktur alemi bizden başka. Olaya yakınlaşmalı, çözmeli ve ona muhakkak tesir etmeliyiz. Yerinde duran şeylerin ismini biliriz. Kayalar, ağaçlar veya... Bizler yerinde durmakla ancak cezanın en büyüğünü yeriz. Yerimizde saymak yasak bize. Ya şövalyeler gibi savaşacağız veya öğrenecek,  öğreteceğiz. İnsan bilinci ve bedeni, yerinde saymayı ceza kabul eder. Canınız sıkılır ve ayaklarınız durmaktan yorulur. Sonra kalkmak istersiniz. Bela ile dolu olsa bile, bu alemin canına, umudunuzu, hediyelerinizi bulmak için dalarsınız. En çirkin bile umutludur, aynı güneşi paylaştığı diğer şanslıların rızkından kazanmak...
Temizleyip paklayıp beni Adının hoş türküsünü öğrettin en tatlı melodilerle fısıldayayım diye. Güzel masallar anlattın kahramani sen olduğun Öyle bildim ki seni Beni tanıyanlar başka birini bilmem sandı Sonra birgün hazır edip beni makamında Yanaştın olmadığın biri gibi yanıma Kabzalı kuşak sarıp çepeçevre belime Tebessüm eden dudaklarımı mühürledin Sonra en keskin kılıçları verip de elime Birde savaş dedin benimle. Elim kolum bağlı onun emrine... Ama öyle sınırsız bir adamımdır ki ben Kafirleri tövbe ehli sanırsınız kötülüğümde Ve bu kılıçlar anca beni keser bilirim Çünkü cevheri bendendir onların Dilim kadar keskindirler bilirim Ama ben emir ehliyim Sallamaktan çekinmem asla Kalbine isteyenin kalbine Kalbime istersen kalbime saplarim. Hüseyin Ütün

Edebiyat Blogları - Şiir Blogları

Kendime ait blogspot edebiyat blogum neredeyse 10. senesini dolduruyor. Garibim site kendi başına bayağı google'da  yol almış ve bu yüzden makalelerimi ve şiirlerimi günde neredeyse 100'e yakın insan okumaya başlamış. Bu sebeple bana bir şevk geldi ve kendimi geliştirmeye karar verdim. Elbette kendi yeteneklerim ile bir wordpress sitesi oluşturdum. Edebiyat blogları ve şiir blogları arasında yerini alması için Özgün Edebiyat başlığı altında yayınladığım siteme  http://www.huseyinutun.com/ adresinden erişebilirsiniz.

Dante: Kayıp Cennet - Sayfa

Resim
1.KISIM-1. BÖLÜM    Sisler ve Alevler Genç bahriyeli korkusudan titriyordu. Muhtemelen az sonra Nervin Baştonyek gibi bir canavarın uykusunu bölecek kişi olmanın heyecanıydı bu. Koşar adımlar ile alt güvertede yürürken şöyle söyleniyordu; ‘Efendim ben… Büyük amiral, bağışlayın efendim! Kraven denen şu adam…’ Güç sahibi insanların vereceği tepkiler her an kolayca kestirilebilir değildir. Hele ki Baştonyek gibi bir çılgının… Bahriyelinin bacakları titriyordu, kuzey denizinin buz gibi soğuğundan ve heyecandan. Bahriyeli kaptan kamarasının kapısını tıklatmış ve durumun aciliyetinden dolayı Amiralden ses gelmeden içeri dalmıştı. Kendini uyuyan bir ayının inine dalıp bir çubuk ile bedenini dürtüklüyormuş gibi hissediyordu. İnsanlar çoğu zaman hayvan refleksleri verirler; canavarı uyandırdığında onu beslerse kendine bir zarar gelmeyeceğini düşünüyordu. O, avcıya avından haber verecekti. “Amiral Baştonyek efendimiz! Şey efendim, kalkmalısınız! Yani yanımıza gelmelisiniz, ...

Sinema Haberleri, Dizi Haberleri, Film İnceleme İçin sinemamagazin.com

Resim
En güncel sinema ve dizi haberleri, film incelemeleri için açtığımız sitenin adıdır  sinemamagazin.com . Her geçen gün geliştirmeye devam edeceğiz ve yakında birçok eski ve yeni filmin eleştirilerini yayınlayacağız.

Mazlumlar zalim olana kadar mazlumdurlar.

İnsanın yaşam potansiyeli beşeriyet ölçüsünde toplum veya zihninin kendinde bulunan potansiyeli beşeriyet ölçütlerinden düşük görüp cebretmesi ile mazlumlaşır. Oysa beşeriyet aynı bilgi üzerinden işlediği için herbir kişide aynı sonuçları verir. Yani imkan dahilinde yeryüzüne yerleşip rızkı ile nimetlenen her kişi rızkı ölçüsünde aleme kendi hakikatini sunar. Mazlum kişi yerleştirildiği hakikat içinde toplumun onu cebretmesi ile içe d önerek alem hakikatlerini kendinde daha henüz tecelli etmemiş bilgiden okur. Bu sayede duru görününen hakikat kişinin kalbine merhamet ve şefkat indirir. Oysa bu durumda ki kişi sadece onu cebreden alem hakikatlerinin onu bastırmasıyla o makamda durmaktadır. Yani Onda ki merhamet kalıcı ve daim değil değişken bir bilgidir. Çünkü acı ve keder kişinin kalbinde, kişinin kemal ölçütü ne olursa olsun her daim çalışan birinci duru bir görüye sahiptir. Bu duru görü elde edilmekle kişi hakikat ölçütlerini kendinde Kemal olmasa dahi etüt edebilecek görüye ulaşır....

Belalarım

Resim
Ne çok endişe duyuyorum. Ne de çok korkuyorum, kontrolsüzce üzerime yağan bela yağmurlarından. Oysa olacak olan geliyor ve yolunu bulan su gibi buluyor beni. Yuvasına kolunu sokanı ısıran yılan, başını okşarken sokan  bir akrep... Emredilmiş bir ufka bakıyorum nereye dönsem. Beni toprak çağırıyor çoşkun ekinleri ile, gökyüzü küsüyor sonra. Ve sonra ne ekin ne hasat. O halde gel diyor belam; süslü ziynetleri ile yeryüzünün, bir ışık çakıyor gözüme ve sonra tuzak kuruyor boydan boya. Örümcek ağlarında inzivaya çekilmek isteyen örümcekler gibi ikamet ediyorum toprağa. Toprak bir kapan ve kıstırıyor beni belam. Volkanların yanında oturmayayım diye, ferah denizlere kaçtığım zaman, nemden yıkılmış başıma, sessizlik ve huzur için  evime örttüğüm tavan. Sonra sevdiklerim... Ben arzu etmeden gidiyorlar. Hasret, özlem, artık yüreğimde uzaklaştığım o harlı volkan. Ben nereye kaçsam hep bir bela yağmuru, hangi köşeye saklansam bir akrep. Ekmeğe uzanan ellerim; işte yılanın ağzında...
Resim
Köhne pencererelerimin rutubetli manzaralarına nurdan perdeler gerip bana cennetini göstersen de, ateşe perçinlenmis tutsak ruhumu göğün semalarında gezdirip ferahlatsanda, bir tebessüm görmeden cãnımı sana vermem sultanım. 07,10.2016 - Hüseyin Ütün

Kırık Çiçekler

Resim
Okyanuslar kadar derin sevgiler için icad edilmiş kalpleri Menfaatlere aşık sevgililerle yıprattık Sonsuzluğa kanat çırpsın diye yaratılmış o mukaddes ruhlarımızın destanlarını Sonu belli kötü masallarla yazdık Baştan sona kırılmış bir insan olmak Sen baştan sona yitirdiğin o destanın kahramanı; adın kırık çiçekler isimli kötü masallarda geçiyor. Hüseyin Ütün 06,10,2016

Efsaneler

Resim
Her bir efsanenin altında onu tetikleyen, onun zeminini kuran, yeryüzüne intikam yeminleri ettiren bir zulüm vardır. Eğer zulüm olmasaydı, kahramanlar olmazdı. Eğer zulüm olmasaydı kendini feda eden büyük erlerin hayatından bahsedemezdik. Çünkü rahat döşekler üstünde her bir adam, tembel bir yaşam ve rahatı kollamak için nefes alan kişiler olurdu. Mutlu düzen öylesine zehirli bir koku yayar ki, onu kollamaya çalışanlar ondan tat dahi alamadan onun çevresinde bir ömür nöbet tutarlar. Onu korumak için kayıp bir yaşama dönüşürler. Ama düzen bozulduğunda; çocuklar ve kadınların hayatı tehlikeye girdiğinde, mutluluk nöbetçileri uyku ile geçen ömrüne veryansın ederek tatlı döşeğinden kalkar ve kılıçlarını zulmün üzerine çeker. Herşeyini feda edenlerin hikayeleri böyle başlar. Kayıp Cennet Hüseyin Ütün

Rüyalar Hayal Ediyorum.

Artık rüyalarımda çekiyorum günden kalan acılarımı Rüyalar hayal ediyorum, gözlerimi kapatıp. Hüseyin Ütün

Aç Gözlerini ki, Gün Doğsun

Uyan ey gözleri mahmur olanım.  Uyan ki güneş uyansın.  Senin ruhunun diriliği ile  bana diri geliyor günler.  Sen uykudayken sanki karanlık ve hep ölüm keder.  Sen yoksan canım eğer, nasıl söyle yaşamaya değer, Açıl gözleri sevgilimin, Açıl ki bitsin ölüm; başlasın yaşam. Hüseyin Ütün-Yarım Yüzlü Adam