Kayıtlar

Dante: Kayıp Cennet - Sayfa

Resim
1.KISIM-1. BÖLÜM Sisler ve Alevler
Genç bahriyeli korkusudan titriyordu. Muhtemelen az sonra Nervin Baştonyek gibi bir canavarın uykusunu bölecek kişi olmanın heyecanıydı bu. Koşar adımlar ile alt güvertede yürürken şöyle söyleniyordu; ‘Efendim ben… Büyük amiral, bağışlayın efendim! Kraven denen şu adam…’ Güç sahibi insanların vereceği tepkiler her an kolayca kestirilebilir değildir. Hele ki Baştonyek gibi bir çılgının… Bahriyelinin bacakları titriyordu, kuzey denizinin buz gibi soğuğundan ve heyecandan. Bahriyeli kaptan kamarasının kapısını tıklatmış ve durumun aciliyetinden dolayı Amiralden ses gelmeden içeri dalmıştı. Kendini uyuyan bir ayının inine dalıp bir çubuk ile bedenini dürtüklüyormuş gibi hissediyordu. İnsanlar çoğu zaman hayvan refleksleri verirler; canavarı uyandırdığında onu beslerse kendine bir zarar gelmeyeceğini düşünüyordu. O, avcıya avından haber verecekti. “Amiral Baştonyek efendimiz! Şey efendim, kalkmalısınız! Yani yanımıza gelmelisiniz, yani efendim kalkmaya teş…

Sinema Haberleri, Dizi Haberleri, Film İnceleme İçin sinemamagazin.com

Resim
En güncel sinema ve dizi haberleri, film incelemeleri için açtığımız sitenin adıdır sinemamagazin.com. Her geçen gün geliştirmeye devam edeceğiz ve yakında birçok eski ve yeni filmin eleştirilerini yayınlayacağız.

Mazlumlar zalim olana kadar mazlumdurlar.

İnsanın yaşam potansiyeli beşeriyet ölçüsünde toplum veya zihninin kendinde bulunan potansiyeli beşeriyet ölçütlerinden düşük görüp cebretmesi ile mazlumlaşır. Oysa beşeriyet aynı bilgi üzerinden işlediği için herbir kişide aynı sonuçları verir. Yani imkan dahilinde yeryüzüne yerleşip rızkı ile nimetlenen her kişi rızkı ölçüsünde aleme kendi hakikatini sunar. Mazlum kişi yerleştirildiği hakikat içinde toplumun onu cebretmesi ile içe dönerek alem hakikatlerini kendinde daha henüz tecelli etmemiş bilgiden okur. Bu sayede duru görününen hakikat kişinin kalbine merhamet ve şefkat indirir. Oysa bu durumda ki kişi sadece onu cebreden alem hakikatlerinin onu bastırmasıyla o makamda durmaktadır. Yani Onda ki merhamet kalıcı ve daim değil değişken bir bilgidir. Çünkü acı ve keder kişinin kalbinde, kişinin kemal ölçütü ne olursa olsun her daim çalışan birinci duru bir görüye sahiptir. Bu duru görü elde edilmekle kişi hakikat ölçütlerini kendinde Kemal olmasa dahi etüt edebilecek görüye ulaşır. …

Belalarım

Resim
Ne çok endişe duyuyorum. Ne de çok korkuyorum, kontrolsüzce üzerime yağan bela yağmurlarından. Oysa olacak olan geliyor ve yolunu bulan su gibi buluyor beni. Yuvasına kolunu sokanı ısıran yılan, başını okşarken sokan  bir akrep... Emredilmiş bir ufka bakıyorum nereye dönsem. Beni toprak çağırıyor çoşkun ekinleri ile, gökyüzü küsüyor sonra. Ve sonra ne ekin ne hasat. O halde gel diyor belam; süslü ziynetleri ile yeryüzünün, bir ışık çakıyor gözüme ve sonra tuzak kuruyor boydan boya. Örümcek ağlarında inzivaya çekilmek isteyen örümcekler gibi ikamet ediyorum toprağa. Toprak bir kapan ve kıstırıyor beni belam.

Volkanların yanında oturmayayım diye, ferah denizlere kaçtığım zaman, nemden yıkılmış başıma, sessizlik ve huzur için  evime örttüğüm tavan. Sonra sevdiklerim... Ben arzu etmeden gidiyorlar. Hasret, özlem, artık yüreğimde uzaklaştığım o harlı volkan. Ben nereye kaçsam hep bir bela yağmuru, hangi köşeye saklansam bir akrep. Ekmeğe uzanan ellerim; işte yılanın ağzında bedenim. Ekmeğ…
Resim
Köhne pencererelerimin rutubetli manzaralarına nurdan perdeler gerip bana cennetini göstersen de, ateşe perçinlenmis tutsak ruhumu göğün semalarında gezdirip ferahlatsanda, bir tebessüm görmeden cãnımı sana vermem sultanım.


07,10.2016 - Hüseyin Ütün

Kırık Çiçekler

Resim
Okyanuslar kadar derin sevgiler için icad edilmiş kalpleri
Menfaatlere aşık sevgililerle yıprattık
Sonsuzluğa kanat çırpsın diye yaratılmış
o mukaddes ruhlarımızın destanlarını
Sonu belli kötü masallarla yazdık

Baştan sona kırılmış bir insan olmak
Sen baştan sona yitirdiğin o destanın kahramanı;
adın kırık çiçekler isimli
kötü masallarda geçiyor.

Hüseyin Ütün 06,10,2016

Efsaneler

Resim
Her bir efsanenin altında onu tetikleyen, onun zeminini kuran, yeryüzüne intikam yeminleri ettiren bir zulüm vardır. Eğer zulüm olmasaydı, kahramanlar olmazdı. Eğer zulüm olmasaydı kendini feda eden büyük erlerin hayatından bahsedemezdik. Çünkü rahat döşekler üstünde her bir adam, tembel bir yaşam ve rahatı kollamak için nefes alan kişiler olurdu. Mutlu düzen öylesine zehirli bir koku yayar ki, onu kollamaya çalışanlar ondan tat dahi alamadan onun çevresinde bir ömür nöbet tutarlar. Onu korumak için kayıp bir yaşama dönüşürler. Ama düzen bozulduğunda; çocuklar ve kadınların hayatı tehlikeye girdiğinde, mutluluk nöbetçileri uyku ile geçen ömrüne veryansın ederek tatlı döşeğinden kalkar ve kılıçlarını zulmün üzerine çeker. Herşeyini feda edenlerin hikayeleri böyle başlar.

Kayıp Cennet
Hüseyin Ütün