Kaos

Bir geceleyin geliverdi. Aslında elinde ekmek yoktu! Umurunda değildi karnımı doyurmak, gözünden düşen bir aç değil, sevgiydi. Aslına bakarsan karnım toktu! Hayallerimin kişisinden duyulmayan sözcükler, kulaklarımı tırmalıyordu. Bir güzellik karşımdaydı ve artık dokunulmuyordu! Dokunulmayan bir sevgi neye yarardı? Öyle deme! Aslında o daha sevgiliydi şu an. Dokunmanın alışkanlığı ve kolay elde edilebilirliği uzaklaştığında kalpten, bir his hasıl oluyormuş imkansızlıktan doğan. Tıpkı uçmak gibi bir şey... Kanatlandığında sen, süzülsen gökyüzüne, yükseğe ve yükseğe, uzaklaşırdın mülkünden. Ve yer özlemi duyardın. Toprağı koklamak isterdin. Hatta gidebilsen yıldızlara, o mülkün aşkıyla çatlardın da dayanamazdın bir dakika. Basma özlemi uçmaktan, uçma isteği basmaktan yüceliyordu.
Tüm heybeti ile kalbimi eziyordu adımlarken! Her adım sonsuzlukta devam eden tokat, o hınçlı bakış yarası kanayan yarasız adam. Bir ordu hücum ediyor boğazıma, hedefi kalp olan. bir şey takılıyor orda bir histen kaynaklanan. Akıl inkar ediyor ona olan bağımlılığı ve bir yandan ego, hiç yapmadığını yapıyor; kölelik teklif ediyor sevilenin ayaklarında.
Yalvarmak o kadar da zor değilmiş. Gitme demekte. Ah elde edememekten doğan haykırış; insanoğlunun en büyük çılgınlığımısın? Bu hal de ne ruhum? Sen ziyandasın. Köleliğe istekli ruh, hani özgürlükten doğan sevincin? Kim ortak bu kalp ile o halde? Özgürlük hissini körükleyen ego mu, zincirlere bağlayan sevgi mi? Kim galip bu kalpte? Özgürce zincirlenmiş bir kalp mi? İşte bu; kölelik mayanda var. Muhtaçsın işte itiraf et.
Muhtacım sevgine, kölenim bir ömür boyu. söylesemde bir ok daha versem düşman eline! Daha önce yaşamadım mı, övülmekten gelen yüceliği. Bir terazi verdikçe ters kutba giden. Vermekle en çok biten... Şimdi o haysiyetini topluyor zihnimden! En değerli anılarını çalıyor şu an! Kim demiş ki senin olan senindir. Hiç ürkek değil insan, sevmemekten gelen cesareti gelişince paylaştığını geri alırken. Çekip göğsünden aldığı bir tutam hayal bile olsa... Oysa o kırlardan uzanan sen, ben değilmiydin? Benleyken sen... Oysa sen bana olan nefretin doğarken bir güneş değildin. Ama Ay'dın. Basit bir taklitçi, zamanı taklit eden. Bollukdan doğan ortak bilince sevgilerini kurban eden.
Ayrılığa alıştı kulaklar. Aşık olmaya da! Basitçe seviyor hayvan! Sidik kokluyor sevmek için. Yeniden seviyor defalarca. Kalkıyor bir anne kuluçkadan, sırf yaban eller değdi diye yumurtasına. İşte öyle seviyorsun. İnsanca değil!

Devamı vardır...









Yorumlar

  1. En beğendiğim bölüm
    "Kanatlandığında sen, süzülsen gökyüzüne, yükseğe ve yükseğe, uzaklaşırdın mülkünden. Ve yer özlemi duyardın. Toprağı koklamak isterdin. Hatta gidebilsen yıldızlara, o mülkün aşkıyla çatlardın da dayanamazdın bir dakika. Basma özlemi uçmaktan, uçma isteği basmaktan yüceliyordu."
    burası oldu. Ne kadar güzel anlatmışsınız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Samimiyetle beğendiğiniz yeri belirtmişsiniz. En önemli yorumlar; genel bir iyiden ziyade, satırlardaki keşiflerdir bence.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İhtiyar ve Kör

Dante: Kayıp Cennet - Sayfa

Kırık Çiçekler